22 Ocak 2016 - Süre Tutum Saçmalığı

bu da anlayamadığım saçma sapan bürokratik zırvalardan biri ne yazık ki. meslektaşlarım zaten biliyordur; sıradan vatandaşlar için izah edelim: şimdi ceza yargılamasında, karar celsesinde (allah muhafaza) aldığınız ceza yüzünüze okunuyor hakim tarafından. buna hukukta tefhim diyor. size cezanın neden verildiği çok kısa ve çoğu zaman matbu birkaç cümleyle tarafınıza bildiriliyor. gerekçeli ve uzun kararın ise daha sonra yazılıp tarafınıza tebliğ edileceği söyleniyor. kısaca aldığınız cezayı biliyorsunuz ama nedenini bilmiyorsunuz. üstelik son duruşmanın celse tutanağını da o gün alamayabiliyorsunuz. yani bildikleriniz kalbiniz ceza alıp almama düşüncesiyle hızla çarpıyorken size söylenenlerden aklınızda kalanlardan ibaret.

aynı kararda size cezaya itiraz (temyiz) etmeniz için genelde o günün ertesi gününden itibaren 7 gün süreniz olduğu belirtiliyor. bu süre içerisinde itiraz etmezseniz cezanız kesinleşiyor ve içeri girme tehlikesiyle karşı karşı geliyorsunuz. yani size verilen süre içerisinde kararı temyiz etmeniz gerekiyor.

gelin görün ki neden ceza aldığınızı gösterir uzun ve gerekçeli karar bu süreden çok sonra tarafınıza tebliğ oluyor. yani sizden "neden ceza aldığınızı bilmeden itiraz (temyiz) etmeniz" bekleniyor. ne kadar da yaman bir çelişki değil mi?

bunun saçma olduğunun farkına kanun koyucu ve uygulayıcılar da varmışlar ki yukarıda belirttiğim "süre tutum" müessesesi ihdas edilmiş. yani sana verilen süre içerisinde "biz kararı temyiz ediyoruz, ama gerekçeli karar tarafımıza henüz ulaşmadı, onu bekliyoruz" diyerek hem de Yargıtay'a hitaben bir dilekçe yazıyor ve cezayı veren mahkemeye başvuruyorsunuz. oysa gerekçeli karar tarafınıza tebliğ olduğunda "yahu ben bu cezayı hakketmişim, temyiz etmeyecem" diyip temyiz etmezseniz Yargıtay'ın kendisine yazılmış bu süre tutum dilekçesinden haberi dahi olmuyor.

bak ne güzel çözüm bulmuşlar, neresi saçma dediğinizi duyar gibiyim. size olması gerekeni söyleyeyim, hangisinin daha makul olduğuna siz karar verin. 7 günlük temyiz süresi hakimin cezayı sanığın yüzüne okuduktan (tefhimden) sonra değil de, sanığa (veya avukatına) tebliğinden itibaren başlasa çok mu daha kötü olur? zati ki hukuk yargılamasında da öyle değil mi? neden ceza yargılamasında böyle abuk subuk bir uygulama var?

hayat çok garip değil mi, kuşlar filan...