15 Şubat 2016 - Serbest Piyasa Avukatı

sermayenizi döktünüz ofisinizi açtınız diyelim. şimdiye kadar yaşadıklarınız bundan sonra yaşayacaklarınızın yanında hiç kalıyor ne yazık ki. üzerimizdeki vergi yükünden daha önceki yazılarımda defaatla bahsetmiştim. şimdi de işin piyasa kısmını değinecem.

eğer hali hazırda müvekkiliniz yoksa; cmk ve adli yardımdan dosya gelene kadar biraz sıkılacaksınız. hele bir de ofiste yalnızsanız bittiniz. fakat zamanla gelip gideniniz olmaya başlayacak. danışmak için bile olsa ziliniz çalınacak, sorular sorulacak. eğer danışma ücreti almıyorsanız, bunların çok azını nakite çevirebileceksiniz. bozmayın moralinizi. para odaklı olmamak, eğer ikna kabiliyetiniz de yüksekse gelenlerin gerçekten işleri düştüğünde tekrardan sizin kapınızı çalmasına sebep olacaktır.

potansiyel müvekkillerin konuşmaktan en haz etmediği fakat merak edip ilk fırsatta sordukları şey tahmin ettiğiniz üzere vekalet ücreti. bunu belirleme hususunda hiç kimseyi dinlememenizi tavsiye ediyorum. ben hariç tabi ki :) çünkü kime sorsanız; "ucuz avukat olma", "ayda danışma ücreti alsan kiran çıkar" tarzı şeyler söyleceklerdir. tabi bunlar akıl çelici ve doğruluk payı olan şeyler. fakat piyasada sizin müvekkilden istediğiniz tutarın çok çok azına iş bağlayan 10 yıllık avukatlar görünce kendinizi keriz gibi hissedebiliyorsunuz. üstüne üstlük, adınız "pahallı avukat" olarak piyasaya yayılırsa, bu büyük ihtimalle aleyhinize işleyecek bir sürecin ilk hamlesi haline geliyor.

"o zaman düşük fiyat çekelim" dediğinizi duyar gibiyim. çekin çekmesine de ölücü olmayın. bu sefer de müvekkil "az istedi, kesin davayı kaybedecek" ya da "az istedi, davanın mahiyetini algılayamadı herhalde" diye düünmeye başlayabilir. "davayı satıp karşı taraftan da alacak herhalde" ihtimaline hiç değinmiyorum daha. makul ücretler belirlemenizde fayda var.

ücreti belirlerken, kişiye göre değil; işe göre hareket etmenizde fayda var. bu tanınırlığınız arttıkça uzun vadede müvekkil kaybına yol açabilir. sabit bir fiyat çekip, indiriminizi kişiye göre yapmaya ve fiyatın aranızda kalmasına müvekkili ikna etmeye dikkat edin.

müvekkil her koşulda sizden indirim talep edecek, bu aklınızın bir kenarında kalsın. fiyatlarınızı buna göre belirlemenizde fayda var. indirim aralıklarınız da sınırlı olsun. 1000er 1000er inerseniz kuşku çekersiniz.

gelelim en merak edilen soruya; "ücretleri zaten barolar 'avukatlık asgari ücret tarifesi' adı altında her yıl kendileri belirlemiyor mu? biz en az o tutarı müvekkilden talep etmek zorunda değil miyiz?" şimdi ben de bu konuda çok şüpheye düştüm. kime sorsam "istediğin ücreti alırsın; herkesin giydiğine kimse karışamaz" minvalinde cevaplar aldım. ama içimdeki şüphe devletin vergi alacağına ilişkindi. ya yarın öbür gün devlet çıkıp "neden bu kadar almışsın? ben bilmem bana asgari tarifeden vergi ödeyeceksin" derse? sonra sevgili muhasebecime konuyu açtım. kendisi beyana dayalı vergi mükellefi olduğumu, dolayısıyla istediğim ücreti alabileceğimi belirtti sağolsun. zaten herkes aynı ücreti alacak olsa müvekkiller bize değil 40 yıllık deneyimi olan avukata giderler. haksız mıyım?

şimdilik aklıma gelen bunlar. kafanıza takılan birşey olursa çekinmeden sorabilirsiniz genjler. hoşçakalın.