30 Ağustos 2016 - Senette 10 Yıllık Zamanaşımı mı? Atıyosun...

Evet bloğuma Nisan ayından beri yazamıyorum ne yazık ki. Bugünün resmi tatil olması dolayısıyla fırsat bulup nicedir kaleme almak istediğim bir hususu okuyucularımla paylaşmak istedim.

Senette zamanaşımı sıkıntılı bir konu biliyorsunuz. Zamanaşımına uğramış senetlerle ilgili vatandaşların yanı sıra avukatlar da sıkıntı yaşamaktalar. Avukatları geçtim mahkemeler, mahkemeleri geçtim Yargıtay Daireleri ve hatta Hukuk Genel Kurulunun dahi kafası karışmış görünüyor sürekli değişen içtihatlar incelendiğinde.

Biliyorsunuz kambiyo senetleri (poliçe, bono, çek) 3+1 yıllık zaman aşımına sahiptir. Bunlar TTK 749 uyarınca vadeden itibaren 3 yıl içerisinde icraya konulabilir ve dava konusu edilebilir. 1 yılık zaman aşımı ise TTK 732'den kaynaklanan "Sebebsiz Zenginleşme" dava açma süresidir. 3 yıllık sürenin dolmuş olması halinde alacaklı 1 yıl içerisinde sebebsiz zenginleşme davası açarak senedi doğrudan "delil" olarak gösterip alacağını ispat etmek suretiyle alacağına kavuşabilir.

Fakat ya 3+1 yıllık zamanaşımı süresi geçmişse? O zaman elimizdeki senet çöpe mi dönüşüyor? Bir çok meslektaşım 4 yıllık zamanaşımının akabinde senedin tahsil kabiliyetinin kalmadığının dolayısıyla hiçbir işe yarayamayacağı kanaatinde. Oysa tahsil kabiliyeti olmasa bile HMK 202 uyarınca bu senedin " yazılı delil başlangıcı" sayılarak "senetteki alacağın maddi bir vakıaya dayandırılması" halinde alacağın BK'da yer alan 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olacağı ve hatta yazılı delil başlangıcı olması sebebiyle alacak ilişkisini ispata yönelik tanık dahi dinletilebileceği ihtimali mevcut. Bu konudaki Yargıtay HGK kararını da paylaşayım hemen:

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
E:2008/3-159 K:2008/158 T:20.02.2008
Ticaret Kanunu hükümleri bakımından zamanaşımına uğrayan bono, temel borç ilişkisi yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, temel borç ilişkisinin varlığı tanık delili ile kanıtlanabilir. Bu konuda ispat yükümlülüğü davacıya düşer. Davacı taraf temel borç ilişkisini kanıtlamış ise, davacı taraf borcu ödemiş olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
Taraflar arasındaki "İtirazın İptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yerköy Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 24.08.2006 gün ve 180-305 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.11.2006 gün ve 2006/14874-15767 sayılı ilamı ile;
(...Davacı dilekçesinde, davalı ile aralarında araç alım-satımından kaynaklanan bir alışveriş nedeni ile senet düzenlendiğini, ancak senedin zamanaşımına uğraması nedeni ile davalı aleyhine adi takip yaptıklarını, davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacıdan araç satın almadığını, kaldı ki araç satış işlemlerinin noterde yapılması gerektiğini ifade etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
MK m. 6 gereği "kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle mükelleftir" taraflar arasındaki senet zamanaşımına uğradığı için, artık taraflar arasındaki temel hukuki ilişkiye inilmesi gerekecektir.
Davalı taraf, davacıyla aralarındaki hukuki ilişkiyi (davacıdan araç satın aldığını) inkar ettiğine göre ispat yükü davacıya aittir. Davacı davalıya araç sattığını ve dava konusu alacağında bu satıştan kaynaklandığını ispat etmekle yükümlüdür. Her ne kadar yargılama sırasında dinlenilen davacı tanıkları taraflar arasında araba alım satımı yapıldığına ilişkin beyanda bulunmuşlarsa da miktar itibariyle olayda tanık dinlenemeyeceği ve davacının da dilekçesinde yemin deliline dayandığının anlaşılması karşısında davacı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak, yaptırılacak yeminin sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak genel haciz yoluyla yapılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı Süleyman, davalı ile aralarında yaptıkları araç satım sözleşmesi nedeniyle davalının kendisine senet verdiğini ancak süresinde ödemediğini, bu nedenle zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibi yaptığını ancak davalının haksız şekilde borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Yakup davayı kabul etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Yerel Mahkeme "Zamanaşımına uğramış bono yazılı delil başlangıcı sayılır. Bononun dayandığı alt ilişkinin varlığı tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Davacı dinlettiği tanıkları aracılığı ile davalı ile arasındaki alt ilişkiyi yani araç alım satımını ve bononun bu nedenle alındığını ispatlamıştır. Davalı vekiline delil ibrazı için süre verilmiş ve davalı vekili yalnızca tanık deliline başvurarak mahkemede bu tanıkları, taraflar arasında bononun verilmesine esas alım satımın olmadığını ispatlamak için dinletmek istediğini beyan etmiş, menfi bir durumun ispatı mümkün olmadığından, davalının tanık dinletme talebi reddedilmiş, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar vermiş; davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıdaki gerekçe ile bozulmuş; Yerel Mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacak, temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. O ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğü de davacı tarafa aittir. Hukuk Genel Kurulunun 4.4.2007 gün ve 2007/13-153 E.,2007/183 sayılı kararında da benimsendiği gibi "Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bono, temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir."
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesine göre, senetle ispatı gereken bir konuda yazılı delil başlangıcı mevcut ise, tanık dinlenmesi mümkündür.
Görülmekte olan davada, davacı zamanaşımına uğrayan bonoya dayalı olarak davalı ve kardeşi hakkında genel haciz yoluyla icra takibi yapmış ancak davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
Bu durumda davacı taraf, aralarındaki temel ilişkinin varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Belirtildiği üzere, takip dayanağı zamanaşımına uğramış bono, temel ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup davacı tarafın buna dayalı olarak tanık dinletme hakkı bulunmaktadır.
Davacı dinletmiş olduğu tanıklar ile taraflar arasındaki temel ilişkinin varlığını ve senedin bu, nedenle verilmiş olduğunu kanıtlamıştır.
O halde artık; senet üzerinde yazılı bedeli ödediğini ispat etmesi gereken davalıdır.
Davalı dava konusu alacak miktarını tanıkla ispat edemeyeceği gibi bu konuda tanıkta dinletemez. Davalı vekili başka delilde göstermemiştir. Ayrıca, yemin deliline de dayanmamıştır. Açıklanan nedenlerle senet üzerindeki bedeli ödediğini ispat edememiştir.
Direnme kararı bu sebeplerle doğru olup onanması gerekir.

Özetle; eldeki senet tahsil kabiliyeti olmasa bile önemli bir vazife üstlenip "yazılı delil başlangıcına" dönüşüyor. Bu durum zamanaşımı süresini 10 yıla kadar uzatmanın yanı sıra senetle ispat yükümlülüğünü kırıp tanıkla alacak ispatına mahal veriyor.

Peki ne yapmanız gerekiyor? Öncelikle senet üzerindeki tutar üzerinden "senet yokmuşçasına ve senetten hiçbir şekilde bahsetemden" ilamsız icra takibi başlatıyorsunuz. Takibinize itiraz edildiğinde açacağınız itirazın iptali davasında ise alacak ilişkinizi dayandırdığınız maddi vakıayı öne sürüp bu durumu ispata yönelik olarak senedi ortaya çıkarıyorsunuz. Mahkemece bu senedin "yazılı delil başlangıcı" olarak kabulünü talep edip akabinde tanıklarınızla maddi vakıayı ispatlıyorsunuz. İspat edebilmeniz halinde itiraz iptal ediliyor ve icra takibinize kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz.

Hadi kolay gelsin :)