03 Şubat 2016 - Evukaaaad (Bir Avukatın Askerlik Anıları)

"başıma her ne geldiyese lokmacı yüzündendi" diye Inceptionvari, tümdengelimsel bir şekilde hikayeme başlıyorum.

Evukaaad (Avukat) askeriyede adımdan daha çok kullanılan sıfatımdı. "Evukat çöpler dökülmemiş, Evukat mıntıka yapmamışsın, Evukat bütün karılar sana verir, Evukat aşağı, Evukat yukarı vs" Ali diye bilenim oldukça azdı yani.

bugün itibariyle, hala günlük görüşüyor olduğum çekirdek kadro devrelerimle tanışalı 2 yılı biraz geçti. "aynı kadro yılda bir hafta zorunlu askerlik yapacak, her gün 4 saat nöbet tutacaksın" deseler hiç düşünmeden evet derim. fakat bu bütün askerliğimin güllük gülistanlık geçtiği anlamına gelmiyor birazdan okuyacağınız üzere.

Kastamonudan Yalovaya geçen 80 kişilik kısa dönem kafilesinden sadece "seçilmiş" 12'sinin karargahta kalmasına karar verilir. ekibin içerisinde meslekleri olsun, mezun olduğu okullar olsun, becerileri olsun hatta bizzat komutanlara takdim ettikleri CV'leri olsun; birbirinden değerli 11 arkadaş daha mevcuttu. tabi bazıları karaktersiz çıkacak ve "çekirdek kadro" 12'den aza inecekti.

herşey Kastamonudan birlikte geldiğim ama Yalovada tanışma şanssızlığına nail olduğum imam (ikimizde birbirimize hocam diye hitap ederdik) tanışmamla başladı. din adamı olmasına güvenmemle birlikte onunda askeriyenin kendisine zorla dayatmış olduğu "laik olma" zorunluluğuyla; dünyanın 2 kutbu kadar birbirine zıt olan biz ahbap olduk. tabi herşeyin farkına varmam çok sürmedi fakat çok sancılı oldu.

hocadan hoşlanmayan fakat muhabbetini de kesmeyen, her daim kuyusunu kazıp yüzüne gülen, nefretini hiçbir şekilde kendisinden gizlemeyen ve şimdi çekirdek kadro devremlerimden bir arkadaşın nefretini de kazanmıştım hocayla arkadaşlığım yüzünden. daha doğrusu sadece arkadaş olmamdan ötürü değil, hocayı kendisine yem etmememden ötürü. işte bu mübarek arkadaş sayesinde hocanın gerçek yüzünü görmüş oldum. yüreği TCDD'nin boş vagonları kadar soğuk, kararları demiryolu rayları kadar sert olan bu arkadaş askerlikte başıma gelen herşeyden sorumludur. iyi ki de hayatımda olmuştur :D

kaçacak yerim olmadığında limonlu soda, ülker sütlü çikolatalı ve yoğurt soslu cips karşılığında inine sığındığım bu arkadaş beni geceleyin, kanımı içmek isteyenlerle nöbete mi yollamadı, çamurum içinde ve yağmurun altında ağaç dikimine mi yollamadı daha neler neler yaptı sırf hocayı koruyup kollamamdan ötürü. tabi hiçbir zaman kendisine boyun eğmedim. aynılarını belki de daha fazlasını kendisine yapıp aramızdaki savaşı devam ettirdim. fakat karşılıklı birbirimizi yıpratırken; o benim nasıl biri olduğumu, ben hocanın nasıl biri olduğunu gördük. ve nihayetinde güçlerimizi birleştirme kararı alacaktık. o takımın beyni ve kası olacaktı. benim ise şimdilik tek misyonum kendisinin önüne çıkmamaktı.

bu şekilde baya zaferler kazanmıştık ama kendisine yetmemişti. kana doymayan vampir misali benim ve sevgili Cihan kardeşimin bizzat karar alımında rol aldığımız ve askerlerin askerliğini uzattığımız disiplin kuruluna gözünü dikmişti. neticesinde artık yenilmezdik ama ruhumuza kan sıçramıştı ve ellerimiz kan kokuyordu :)

teskeremize az kalmış, ayrılık yakındı. birgün yine bu arkadaşın ininde hep birlikte otururken; konu nasıl açıldı bilmiyorum ama gaddarlığının sebebi o egenin yelinin sıyırdığı dudaklarından dökülüverdi. insanların maskelerini görebilme yeteneğini, duygularıyla hareket etmeme dirayetini, zalımlığını meğerse zamanında yanında çırak olarak çalıştığı lokmacıya borçluymuş. belki de son zamanlarda duygularıyla hareket ederek güvendiği tek kişi benimdir, bilemiyorum altan :D

bu namıssız lokmacı; kaynar şerbet kazanlarını ağırlıktan kaldıramamayı bırak, sıcaktan tutamadığı halde verdiği üç kuruş yevmiye için küçücük bir çocuğa zulmeden zalım bir esnafmış. bizimkisi ise onun yanında çalışmak zorunda olan ufacık bir sabi. bütün bu hırçınlığın sebebi buymuş meğer...

yazıyı yazmama ilham olan Cihan (baba) Önel'e bana bu duygu yoğunluğunu yaşattığı için teşekkürlerimi sunuyorum.

artık "askerlik nasıldı?" diye soranlara, lokmacıdan itibaren anlatıyorum...

ve şimdi TCDD düşünsün...

03 Şubat 2016 - Evukaaaad (Bir Avukatın Askerlik Anıları)