14 Ocak 2016 - Ben Avukatların Vekaletsiz Dosya İnceleyebilme İhtimalini Sevdim

bakmayın böyle klişe bir girizgahla yazıya başladığıma, konu oldukça teknik ve ciddi aslında. meslektaşlarım durumun halihazırda farkındalar, bilmeyenler için kısaca özetleyeyim.

şimdi biliyorsunuz, hakim ve savcılar bizim üniversite döneminden sıra arkadaşlarımız. yani bizimle aynı eğitim alıyorlar. mezuniyetten sonra ise geçilmesi pek de zor olmayan bir yazılı sınava giriliyor hakim veya savcı olmak için. bu sınavı geçenler de mülakata çağrılıyor. bu ülkede mülakatların ne demek olduğunu sanırım anlatmama gerek yok. zamanında itiraz edilebilmesi için delil olması maksadıyla kamera kaydına alınan bu mülakatlarda 2000'li yılların başından beri bu yapılmıyor. yani sizden önce mülakata giren adaya "çorumun neyi meşhur" sorusu sorulabilirken, size "mikronezyanın en önemli liman kenti" sorulabiliyor. ve mülakat neticesinde belirlenen "adalet dağıtmakla mükellef" hakim ve savcılar daha yolun başına adaletsizlikle diğer rakiplerini elemiş oluyorlar. işin aslı bu.

fakat ne oluyorsa, hakim ve savcı adayları adalet akademisinde bir anda değişiveriyor ve sıra arkadaşları olan avukatlara karşı bileniyorlar. mesleklerinin başında da avukatların canına okumaya çalışmayı kendilerinde çoğu zaman hak görüyorlar. bunu en çok "kanun boşluklarının ve çelişen kanun hükümlerinin avukat aleyhine uygulanması"nda görüyoruz.

adliye çalışanları da aynı şekilde avukatlara karşı önyargıları olan kimseler. onlar da işinizi zorlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. bütün bunları Kocaeli başta olmak üzere, İstanbul, Sakarya, Ankara vs. 2,5 yıl çalışmış bir avukat olarak söylüyorum.

benim gibi herkesin birbirini tanıdığı küçük bir taşra ilçesinde avukatlık yapıyorsanız, görece şanslı durumdasınız. adliyenin küçük olması dolayısıyla başta adliye mensupları olmak üzere hakimler ve savcılar sizi tanıyorlar. eğer gerçekten de dürüst bir avukatsanız, yukarıda bahsettiğim sıkıntıların hemen hemen hiçbiri başınıza gelmiyor. taşra avukatlığının da faydası bu işte.

gelelim konumuza; Kocaeli adliyesi mahkeme kalemlerindeki kabusum olan "vekaletsiz dosya inceleme" hususuna. genç bir avukatsanız, ne yaptığınızdan emin olmayan bir tavırla yarım ağızla kalemlerden talepte bulunuyorsanız ezilmeye mahkumsunuz. gerçi ne yaptığından emin, haklarını bilen, idealist bir avukatsanız da durum pek farklı değil. bu sefer de memurun gözünde "tehditkar" olduğunuz için işiniz zorlaştırılıyor. işin en garibi başka bir avukatın yanında çalışan işçi statüsünde avukatsanız, idealist olmaya hakkınız yok. daha doğrusu patron bile idealist olamıyorken sizin idealist olmaya çalışmanız haddinize değil. yani gördüğünüz üzere durum yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal deyiminin vücut bulmuş hali.

bu sefer konuya giriyorum inşallah:) bana avukatlar vekaletsiz dosya inceleyebilir mi diye sorsanız cevabım evet inceleyebilir olur. ama bu cevabı avukat olmamadan ötürü değil mevzuat bu şekilde olduğu için söylüyorum emin olun. ne diyor mevzuat hemen bir bakalım. öncelikle avukatlık kanunu diyor ki; (madde 46/2) "Avukat veya stajyer vekaletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur. Vekaletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt veya belgelerin örneği veya fotokopisi verilmez." e bu maddeye rağmen nasıl dosya inceleyemiyorsunuz o zaman dediğinizi duyar gibiyim. hemen açıklıyorum. hukuk muhakemeleri kanunu da (madde 161/1) "Zabıt katibinin gözetimi altında taraflar veya feri müdahil, dava dosyasını inceleyebilir. Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydı ve hakimin izniyle dosyayı inceleyebilir" diyor. yani davanın tarafı olmayan vekaletsiz avukat ancak ilgisini ispat ederse ve yine ancak hakimin izniyle dosya inceleyebiliyor. gelin görün ki uygulamada müvekkilin kimlik fotokopisinin ve yazılı izninin bulunduğu bir evrakla dosya incelemek istediğinizde yani ilginizin olduğuna dair yazılı evrak sunduğunuzda dahi sizden vekaletname istenebiliyor. işte bu 2 maddenin birbiriyle çelişmesi neticesinde kalem müdürleri, hakim ve savcıların "avukatın en aleyhine olan hükmü, avukatın lehine olan kanun hükmünü adeta görmezden gelerek tercih etmesi" sebebiyle avukatlar dolayısıyla da vatandaşlar zarar görüyor. sorun tam olarak bu.

peki çözüm ne? ben suya sabuna dokunmayan pasif bir avukatım, başımı da belaya sokmak istemiyorum diyen meslektaşlardansanız müvekkile sadece dosyaya bakmak için 2016 itibariyle 70 küsür lira kitleyerek, saatlerce sıra bekleterek vekaletname çıkartabilirsiniz. türkiyede devlet dairelerinde işler enseye şaplak göze parmak şeklinde ilerliyor, ben de memurlar ve müdürlerle şahsi münasebet kurar işimi insanları kullanarak hallederim diyen "benim memurum işini bilir"ci meslektaşlardansanız size zaten ne yapacağınızı söylememe gerek yok, yalamaya devam. ama yok ben idealist bir avukatım diyorsanız; check-balance aygıtını harekete geçirmeniz gerekiyor. gerekirse adalet komisyonlarına talepleriniz reddeden hakim, savcı ve memurlarla ilgili olarak şikayette bulunun. bimere yazın en azından ne kadar cüretkar olduğunuz bilinsin. baronuzun avukat hakları komisyonuyla irtibata geçin ve yardım isteyin, çok sesli olun. ulaşabileceğiniz milletvekillerine konunun meclise taşınması için çağrıda bulunun. adalet bakanlığını mail bombardımanına tabi tutun. hiçbir şey yapamasanız bile çabanız ve cesaretiniz emin olun birşeyleri değiştirecektir.

emin olun mesleğinizi kaybetmek, onurunuzu ve adınızı kaybetmekten yeğdir.